Çarşamba, Ağustos 30, 2006

uçurum...

"dur !!!"dedi çocuk kıza tam atlamasına ramak kalmış,tam herşeyden bu kirli bu nefret dolu dünyadan kurtulup huzura geçmesine mutluluk tohumlarını ekmesine bi adım kala...ama artık çok geçti onun için o çoktan pamuk ipliğine bağlı hayatının o incecik bağını koparıp gidivermişti sevgilisinin gözleri önünde....delikanlı koştu aşağıya baktı amélie'nin ölgün bedenini gördü bembeyaz işlemeli doğum gününde alfredo'nun hediye aldığı o güzel ipek elbise artık kanlarla süslenmişti alfredo nefes alamadığını hissetti hızla yağan yağmurda ıslanırken sadece bağırdı "nedeeen!!!neden amélie neden!!!"amélie'yle bu sabah konuştukları hatrına geliverdi bir anda...amélie ona çok uzaklara gitmekten söz etmişti bunu herzaman söylerdi gidelim çok uzaklara gidelim yaşadığımız toprak bizi sevmedi demişti...ama bu sefer gidicem diyordu sadece ben gidicem !!!alfredo bunları dikkatsiz dinledği için çok pişmandı o bunları anlatrken herzaman olduğu gibi işleriyle meşguldu!amélie'nin ise çiçeğin suya ihtiyacı olduğu gibi alfredo'ya ihtiyacı vardı...

Salı, Ağustos 29, 2006

gri...siyah...hepsi sen...

düşünmek;sabah akşam uykuda bile düşünmek...heryerde onu görmek hayâlle yaşamak olmayacağını bilmek ama dibe vuruncaya kadar koşmak...koşmak..hiç ama hiç durmamak..yılmadan beklemek sonrasında acıların son dozunu alıp içinde nefrete dönüştürmek...sevgi mi nefret mi karar verememek bir türlü anlayamamak... herşeyin hayatın kıyısına kadar gidip aşağıya bakıp bir tebessüm edip geri dönmek ama asla düşmemek...içimde bitmez tükenmez siyahlık bu olsagerek bunun sebebi sen olsa gereksin...ben yinede severim seni siyahta olsan gride olsan...