Cumartesi, Kasım 18, 2006

hayâl...ya da...gerçek...karmaşa...

Su damlası duvardan sızar ya aşağıya doğru usulca,gözyaşları öyle süzülüyordu Arda'nın gece kadar siyah gözlerinden...En zorlu günüydü bugün Arda'nın saatlerin geçmediği zamanla kavga ettiği gündü bugün.1haftadır bu gökmavisiodada Deniz'e refakat etmeye geliyordu Arda,buğday tenli sevgilisi Deniz 1 hafta önce intahar etmişti nedensiz..amaçsız..Bugün bu odadaki son günleri olduğunu bilmeden nede güzel uyumuşlardı dün gece nede güzel masallar anlatmıştıArda Deniz'e..En çok yaprağın hikâyesini sevmişti.Kendisi gibiydi yaprak sonbaharda dalından düşüp kuruyanyağmurla ıslanan...Deniz'de diğer yapraklar gibi,diğer insanlar gibi 21 gram eksilterek vücudundan başbaş demişti bu diyara...Arda inanamıyordu bu olanlara son 1 haftadır kabusta gibiyken uyanmayı beklerken kuyunun dibinedaha da bi yakındı.... Düştüğünü hissetti bir an baktığı camdan başı döndü etraf dalgalandı buğbuğ oldu heryer sonrası simsiyah...bi sesgeliyordu derinden derinden yumuşak ve huzurdolu...Nil'di bu banyodan çıkmış Arda'yı uyandırmaya çalışıyordugün batımı için fotoğraf çekeceklerdi.Arda uyandı kafası karıştı en son penceredeydi bayıldığını sanırken Nil'inıslak kızıl saçlarından damlayan suyla ve narin sesiyle gözlerini açtı"N'oluyor" der gibi bakıyordu "Deniz nerde?!" dediNil kıskanaraktan "sıkıldım bu hayâli sevgiliden"dedi ve kaynayan suyu fincanına koyarak kahvesini yaptı ufka bakarak içmeye koyuldu.Arda'da neolduğunu çözümledi...Deniz Arda'nın hayâlindeki "mükemmel" sıfatını üstünde taşıyan hatta mükemmel kelimesinin Deniz denen duru güzelliğe bakılarak bulunduğa inandığı güzeller güzelihayâl sevgilisini görmüştü.Nekadar acıydı Nil ve Deniz kafasında sadece iki olguydu Nil hayatındaydı yada Denizdiburda olan...Of!Yine iki dünya karışmıştı çözümlemek zordu bunu en iyisi çözmemek bırakmaktı ışık gitmedenfotoğraf çekimine gittiler... Hayâl ve gerçek dünya karışınca hayâlin büyüsü de bozulur.Bizi cezbeden mükemmellik orada bizim istem dışımızdafazla olay gelişmemesidir.Orada kalmak sevdiğimizle veyahut sevdiklerimizle olmak mutlu eder bizleri ama bu ikidünya apayrıdır.Karıştırınca alt üst olur hayâller terkeder bizi.Hayâl arkadaşımızdır ilk 21 gram kaybeden ve sonra figüranlar...Gerçeklik-kime göre,neye göre-karışınca herkes gitmiyor mu zaten?!

Cuma, Kasım 03, 2006

gölge....

saat:07:09 kalktı ve alarmı kapattı Defne .Yine aynı saatti.Son 1 aydır aynı saatte uyanıyordu ve hep aynı rüyanın bitiminde uyanıyordu.Son seanstan çıktığı,lavanta kokan odaya,acı kahvesine veda ettiği anının rüyasıyla sonlanyordu uykusu..."Lanet olası seanslar"diyerek atıverdi örtüyü üstünden...Son 1 aydır Beşiktaş'a psikiyatri servisine gidiyordu.Kendi istemişti gitmeyi ama şimdi ölesiye pişmandı.Antidepresanlar olanları azalatmıyor aksine daha da farklı bir boyuta sürüklüyordu.Bilinçaltı âdeta düşmanı olmuştu.Her kötü ânı kodluyordu derinlere...Gece rüyaları kolu kesik adamın onu buz gibi odada sorgulamasıyla başlıyor,akabinde kendisini gerçek hayatta hergün gördüğü minibüsçüyle devam ediyordu.En son 'o' geliyordu tek soru soruyordu...Denfe'nin boncuk boncuk ter dökmesine,ellerinin nemlenmesine sebep oluyordu."Neden öldürdün onları?!"Defne korkuyordu bu durumdan "kimseyi öldürmedim" diyordu içinden,bunu söylemek istediğinde sesi kısılıyordu.Arkasından da;Dr.Altan'ın odasından çıkmış bir tüy kadar hafiflemiş buluyordu.Aradaki olanlar kayboluyordu...Öldürmemişti Defne kimseyi öldüremezdide o zaten bir gölgeydi.Tıpkı ağaçlar gibi,tıpkı insanlar gibi,tıpkı dünya gibi,hepimiz gölgeyiz tıpkı Defne gibi..Aynaya dönüp baktığında nekadar eminsin ki gerçeklikten?!Hepsi kandırmaca yokuz aslında burda...